36 milyon TL’lik kehribarın biri Türkiye’ye

Volkan DEMİRKUŞAK

Besin zincirinin zirvesi demek bence onun için yetersiz tanımlama. Zirvesi, lezzetlisi, en özenilmişi, üzerinde düşünülmüşü evet belki de en pahalısı. İngiltere Goodwood’da çalışanların tek bir amacı var en iyiyi, en özeli, istendiği şekilde üretmek.

Rakamlar çok mu değil, gerek var mı yok. 6000 adet özel otomobil, bir sanat eseri, ustalık gösterisi, albeni mıknatısı ve saygı unsuru olarak üretiliyor. Rolls-Royce Türkiye temsilcisi Royal Motors’un kraliçesi ve Başkan Yardımcısı Hilal Aysal’ın telefonu ve davetiyle bir anda kendimi minicik ülke Letonya- Riga’da buldum.

Evet sanat eserleri, ya da inci gibi dizilen Rolls-Royce model ailesi karşımdaydı. 8. Nesil olarak adlandırılan Phantom’a atladık. Yaklaşık 350.000 nüfuslu Riga’da muhtemelen en çok fotoğrafı çekilen insanlardık. Şımarmadık değil. Zaten otomobilin direksiyonuna yerleşmem de epey bir vakit aldı, oyalandıkça oyalandım, kapı kapatma tuşunu bozmaya çalışmış bile olabilirim.

İç mekanın yalınlığı…

İç mekandaki tuşların sadeliği, yalınlığı, gaz pedalının altını çevreleyen paspasın evimdeki yataktan daha rahat oluşu, homurtulu 12 silindirli 6.7 litrelik motorun 563 HP’lik gücü 900 Nm’lik torkuyla adeta her gaza basışta otomobilin şaha kalkışı. 5 test otomobili, peşi sıra o kadar bir uzunluk oluşturdu ki hiçbir yeşil ışıktan birlikte geçemedik, hep sondaki kırmızıya yakalandı. Her yakalandığımızda da objektiflere takıldık.

Lansmana gitmişken çok özel bir seriyi de canlı görmüş olduk. 2 yıllık bir çalışma ve bolca kehribardan ilham alınışın ardından sadece 12 adet üretilecek olan Ghost Amber Roads versiyonunu da inceledim. Vergisiz fiyatı 470.000 Euro olan ülkemizin vergi düzenlemesiyle 1.774.720 Euro’ya satılan yani yaklaşık 36 milyon TL’lik bu özel versiyondan bir tane de Türkiye için kote edilmiş, hatta çoktan satılmış bile.

Türkiye Rolls-Royce açısından gerçekten çok önemli bir Pazar. 0 ve ikinci el satışlarla birlikte ülkemiz İngiliz markanın önemli noktalarından biri halinde ve yükseliş sürecek gibi. Bakalım caddelerde ne zaman göreceğiz.

Pamuk gibi direksiyon, masaj özellikli koltuklar

Pamuk gibi bir direksiyon, masaj özellikli koltuklar, oyuncaksız ekran, el işini her anında hissettiren döşemeler, dikişler, koltuklar. Yürüyen bir sanat eseri bu. İnsan bu anın tadını çıkartmak istiyor, merak etmeyin şemsiyesi de var. Arkadan itişli dev makine o kadar ağır ki (3.3 ton) karlı yollarda bana mısın demiyor, keyif veriyor, süspansiyon sanki bir uçan halıdasınız gibi sizi tatlı tatlı süzüyor, müzik sistemini açmak ise canlı bir konsere katılmak gibi.

Evet bazı basit teknolojiler yok bunda mesela arka koltukta koca bir tv, yatan masajlı koltuklar var ama basit bir şarj tablası yok, ama kimin umrunda? En çok da koltukların hemen yanındaki deri tutamakları seviyorum bana çok old school geliyor. Yani arka koltuklardayken bir anda “jetimi hazırlayın” diyesim de gelmedi değil. Neyse ki yolculuk kısaydı hemen uyandım.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top